Eksik Mecaz
Edebiyat, sanat ve hayata dair dolaşıklıklar / Hazırlayan ve Sunanlar: Zeynep Uysal ve Murat Gülsoy
Ankara'nın Taşına Bak
Ankara’yı konuşmaya İlhan Tarus’un öyküleriyle devam ediyoruz ve şehrin merkezinden kıyısına, Yenişehir’den Altındağ’a geçiyor; erken Cumhuriyet Ankara’sının sınıfsal ve mekânsal ayrımlarını, gecekondu mahallesinin gündelik hayatını ve toplumcu gerçekçi edebiyatın şehre bakışını ele alıyoruz. Ayrıca Tarus’un öykülerinde toplumsal ahlak anlayışı ile hak ve vatandaşlık gibi kavramların nasıl karşı karşıya getirildiğini tartışıyoruz.
Ankara'ya Gelenler
Ayaşlı ve Kiracıları üzerine konuşmaya devam ediyoruz.
Memduh Şevket Esendal’ın bir evin dokuz odasına yerleştirdiği farklı hayatlar üzerinden erken Cumhuriyet Ankara’sında sınıfsal karşılaşmaları, toplumsal cinsiyet rollerindeki dönüşümü, ahlak, arzu ve gündelik hayat arasındaki gerilimleri tartışıyor; romanı Esendal’ın medeniyet anlayışı ve izlenimci edebi tasavvuru çerçevesinde ele alıyoruz.
Bir Evin Dokuz Odası
Memduh Şevket Esendal'ın "Ayaşlı ve Kiracıları" romanını, dönüşen Ankara ve sakinleri etrafında konuşuyor; roman üzerine tartışmalarda öne çıkan ahlaki yozlaşma, toplumsal cinsiyet rollerinin dönüşümü, erkeklik krizi gibi kavram ve temaları yazarın medeniyet anlayışı ve izlenimci edebi tasavvuru ile birlikte ele alıyoruz.
Ankara Ütopyası
Ankara'nın edebi temsillerini konuşmaya devam ediyoruz. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ankara romanında yeni Ankara ütopyasının nasıl ortaya çıktığını, şehrin dönüşümüne eşlik eden karakterleri ele alıyor; yazarının yıllar sonra gerçekleşmediğini kabul ettiği bu ütopyanın etkilerini tartışıyoruz.
Milli Mekanın İnşası
Düşmanlaştırılan İstanbul'un karşısına yeni milli mekan olarak kurgulanan Ankara'nın nasıl konduğunu, ulus inşası ile toprak ve mekan arasındaki ilişkiyi konuşuyor; Ankara'nın başkent olma süreci ile eş zamanlı olarak edebiyatta Ankara'nın yükselişini Yakup Kadri'nin Ankara romanını merkeze alarak tartışıyoruz.
Sodom'dan Kaçış
İşbirlikçi mondenlerle işgal askerlerinin birlikteliğine mekan olan düşman, düşmüş, sefih bir İstanbul kurgulayan Yakup Kadri'nin Sodom ve Gomore romanını merkeze alıyoruz ve işgal İstanbul'undan Anadolu'ya kaçma, yeni bir milli mekan kurma arzusunu konuşuyoruz.
Boğazın Suları Çekildiği Zaman
Sezonun son programında İstanbul'u Suat Derviş'in Fosforlu Cevriye'si, Orhan Pamuk'un Kara Kitap ile İstanbul Hatıralar ve Şehir'i, Selim İleri'nin Yaşayan İstanbul'u üzerinden konuşuyoruz. Yıkım ve yenilginin şehrini, şehre sinen hüznü, şehrin nesneleri, binaları, semtleri, yıkıntıları, atıkları ile ele alıyoruz. Birhan Keskin ve Küçük İskender şiirleri ile veda ediyoruz.
İstanbul Sana Tepeden Baktım
İstanbul'un çağdaş roman ve şiirdeki yansımalarına bakıyoruz. Tanpınar'dan Yahya Kemal'e, Attila İlhan'a, İlhan Berk'ten Birhan Keskin'e, Lale Müldür'e, Nazım Hikmet'e uzanan hattı şehrin dönüşümü etrafında, güzellemeden yergiye açılan eleştirelliğin içinden konuşuyor; palimsest şehrin katmanlarını, kaybedilen geçmişi ve inşa edilen hafızayı ele alıyoruz.
Şehrin İtirazı
Konuğumuz mimar, akademisyen, yazar, senarist Feride Çiçekoğlu ile Vesikalı Şehir (2007), Şehrin İtirazı (2015) ve İsyankar Şehir (2019) üçlemesi üzerinden cinsiyetlendirilen şehri, kadının kamusal alandan dışlanma arzusunu, sinema ve şehir ilişkisinin seyrini konuşuyoruz. Kişisel deneyimle, mekansal dönüşümün ve toplumsal cinsiyetin mekansal izlerinin sinemadaki izdüşümleri ile nasıl bir araya geldiğini tartışıyoruz.
İstanbullu Olmak
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi İpek Hüner ile 16.yüzyıl İstanbul'unda geçen mensur hikayelerde nasıl bir şehir deneyimi olduğunu, farklı yüzyıllarda kime İstanbullu dendiğini, toplumsal cinsiyet ve mekan ilişkisi üzerinden İstanbul'u kadınların ve erkeklerin nasıl farklı biçimlerde deneyimlediğini konuşuyoruz.
Tanıklık ve Hayaller: Sait Faik
Sait Faik'in öykülerini şehirle ve yazıyla kurduğu ilişki üzerinden konuşmaya devam ediyoruz.
Şehrin dışına kaçmak, çeperinde dolaşmak ya da ta içindeki mahallelere sığınmak, kapanmak isteyen karakterlerin dünyasında dolaşırken yazarın yazarlık anlayışının, yazma yordamının öykü evreninde nasıl bir izleğe dönüştüğünü, yazmakla yaşamanın Sait Faik için yan yana, iç içe olmaklığını hatta hayal edilenle tanık olunan arasındaki geçirgenliği tartışıyoruz.
Şehrin İçinde Şehrin Dışında: Sait Faik
Sait Faik'in kurmaca evreninde şehirle kurduğu ilişkiyi, şehirden büyülenmekle ürküntü ve korkuyla şehirden kaçmak arasında salınan karakterlerini konuşuyoruz. Sait Faik'in ben anlatıcı karakterlerinin bir yandan bir yazar personası olarak kendi iç dünyasının izdüşümünde kurulduğunu, tıpkı Sait Faik gibi İstanbul'un mahallelerinde, sokaklarında, adalarında seyreden, tanıklık eden anlatıcıların bu tanıklıklardan nasıl bir dünya kurduğunu ele alıyoruz.
Beyaz Karanlığın Şehri
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Veysel Öztürk ile Tevfik Fikret şiirinde İstanbul'u "Sis" şiiri etrafında konuşuyor; Fikret'in şehirle, kamusal alanla kurduğu ilişkiyi ve şehre yüklediği anlamları tartışıyoruz ve ardından Fikret'le ilişkisi üzerinden Yahya Kemal'in İstanbul'unu ele alıyoruz. Şairin ideolojisinin, dünya görüşünün şiirindeki izleriyle birlikte İstanbul'un nasıl Yahya Kemal şiirinin temel belirleyenlerinden biri olduğunu örnekliyoruz.
Eksik Mecaz: 23. Radyo Şenliği Özel
Eksik Mecaz programından Murat Gülsoy ve Zeynep Uysal, 23. Radyo Şenliği destek yayınında edebiyat, düşünce ve radyo üzerine samimi bir sohbet gerçekleştirirken; bağımsız üretimin ve dinleyiciyle kurulan bağın önemini vurguluyorlar: “Bağımsız bir ses, ancak ona kulak verenlerle birlikte var olur; bir radyo ise ona inananların dayanışmasıyla gerçekten var olur.”
Hayal İçinde
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Veysel Öztürk ile Servet-i Fünun Dergisi üzerinden dönemin öne çıkan şiir estetiğinde mekan sembolizminden söz ettikten sonra, Hüseyin Cahit Yalçın'ın yine dergide tefrika edilmiş romanı Hayal İçinde'yi konuşuyoruz. Roman karakterinin aşık olduğu kadının peşinde Tepebaşı Bahçesi'nden Büyükada sokaklarına uzanan gezintilerini ve yükselen modern Osmanlı bireyinin kamusal alanda biçimlenen arzuları ile ekonomik yoksunlukları arasındaki ilişkiyi ele alıyoruz.
Manzaradan Salonlara
Konuğumuz Sabancı Üniversitesi öğretim görevlisi Deniz Aktan Küçük ile 19. yüzyıl sonunda Servet-i Fünun Dergisi'nde tefrika edilen Nabizade Nazım'ın Zehra, Recaizade Ekrem'in Araba Sevdası, Halit Ziya Uşaklıgil'in Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Mehmet Rauf'un Eylül ve Saffeti Ziya'nın Salon Köşelerinde romanlarında İstanbul'la, şehrin yeni kamusal alanları, sokakları, manzaraları ile kurulan ilişkiyi, karakterlerin kendilerini çevreleyen mekanı nasıl algıladıklarını konuşuyor; İstanbul'un gündelik hayatında beliren modern kamusal alanın roman karakterlerini nasıl etkilediğini tartışıyoruz.
19. yüzyıl İstanbul'unda Avrupai Olmak
Konuğumuz Sabancı Üniversitesi öğretim görevlisi Deniz Aktan Küçük ile 19. yüzyıl Osmanlı başkentinin dönüşümünü dönemin romanları üzerinden konuşuyor; Tanzimat dönemindeki modern kamusal alan kullanımı ile paralel bir hatta yeni modern insanı tarifleyen romanları takiben 1891'de yayın hayatına başlayan Servet-i Fünun dergisindeki şehir tasavvurunu ele alıyoruz ve Servet-i Fünun'da tefrika edilen romanlarla dergideki modernlik deneyimini yan yana tartışıyoruz.
Edebiyat Haritası
Geçtiğimiz yıl genişletilmiş yeni baskısıyla okurun karşısına çıkan İstanbul Edebiyat Haritası kitabının yazarı araştırmacı, akademisyen Bahriye Çeri'yi konuk ediyor; kent ve edebiyatın ilişkisini bu kez yazar ve şairlerin yaşadıkları, buluştukları mekanlar üzerinden ele alıyoruz.
Yazarların hayatlarının geçtiği semtlerin, binaların, kahvelerin edebiyata etkisini, kamusal alanlarda kolektifleşen edebiyatı konuşuyoruz.
Kamusal Alan ve Osmanlı Tiyatrosu
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türkçe Dersleri Koordinatörlüğü öğretim görevlisi Esra Dicle ile kamusal alan kavramını teatrallik ve tiyatro etrafında konuşuyor; 19. yüzyılda modern Osmanlı tiyatrosunun kamusal alanın dönüşümündeki rolünü tartışıyoruz.
Yeraltı Adamı
Marshall Berman'ın St. Petersburg'da yükselen Rus modernliğinin merkezi olarak işaret ettiği Nevski Bulvarı'ndan geçen Dostoyevski karakterlerini, Öteki'nin Golyadkin'ini ve Yeraltından Notlar'ın anlatıcısı yeraltı insanını konuşuyor; onurlu bir varoluşun peşinde deliren küçük adamın hikayesini modern şehrin çelişkili sinyaller veren, modern yaşamı dayatan karmaşası ile ilişkilendirerek tartışıyoruz.
Bataklıklar Üzerindeki Şehir
Modernliği "tarihin molozları"ndan, nesnelerden, parçalardan yola çıkarak okuyan Walter Benjamin'in Pasajlar kitabı ile açıyoruz. Benjamin'in Baudelaire'den yola çıkarak kavramsallaştırdığı flanör figürünün şehirdeki ayak izlerini takip ederek 19. yüzyılda modern insan olmanın anlamını sorguluyoruz.
Programın ikinci yarısında ise Paris'ten St. Petersburg'a giderek Marshall Berman'ın "azgelişmişliğin modernizmi" dediği Rus modernliğini St. Petersburg şehrinin bir bataklığı üzerinde yükselen hikayesi etrafında konuşuyoruz.
Kaybolan Hale
Marshall Berman'ın Katı Olan Her şey Buharlaşıyor adlı kitabında ele aldığı Baudelaire'in "Yoksulların Gözleri" ve "Kaybolan hale" şiirlerini Avrupa modernliğinin merkezi Paris'in sokakları, yeni inşa edilen bulvarlar ve dönüşen kent etrafında konuşuyoruz. Modernlik ve kent ilişkisinin çarpıcı izlerini, sınıfsal karşılaşmaları, kamusal alan içindeki özel alanı tartışıyoruz.
Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor
Romanın mekanı olarak kenti, 19. yüzyılın yükselen modern şehrini Marshall Berman'ın 1981 tarihli Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor kitabı üzerinden konuşuyor; Berman'ın 19. yüzyıl modernliğinin önde gelen ismi "ilk modernist"i Baudelaire etrafında biçimlendirdiği modern ortam ve modern insan ilişkisini ele alıyoruz.
Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım
Yoldaşlık arkadaşlık dostluk hattını, kadınlar arası arkadaşlığın en samimi örneklerinden biriyle kapatıyoruz.
Elena Ferrante'nin Napoli Romanları serisinin ilk romanını, 2011 tarihli Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım'ı, dört romanlık serinin ana karakterleri Elena ve Lila'nın 50 yıllık dostluğunu tartışıyoruz. Romanın anlatıcısı yazar Elena Greco'nun ortadan kaybolan arkadaşı Lila'nın hikayesini anlatırken aynı zamanda arkadaşı üzerinden bir özyaşam hikayesi anlattığını, arkadaşlığın çatışmalı, rekabetçi, hayranlık ve kıskançlıklarla dolu faustiyen yüzünü samimiyetle ifşa ettiğini konuşuyoruz.
İkimiz Birmişiz!
Orhan Pamuk'un 1985 yılında yayımlanan Beyaz Kale adlı romanında Hoca Efendi ile Venedikli Köle'nin efendi/köle, dost/düşman, hoca/öğrenci, sevgi/nefret, benzerlik/farklılık eksenlerinde hiç durmadan yer değiştirerek ilerleyen ilişkilerini ve birbirlerine dönüşmelerini ele alıyor; "Niye benim ben?" sorusunun peşine düşen romanın kimlik arayışını nasıl varoluşsal bir kaygıyla iç içe geçirdiğini, karakterlerin yoldaşlığı etrafında konuşuyoruz.
Nâzım Hikmet'in Yoldaşlığı
124. doğum gününü kutlayacağımız Nazım Hikmet'i anarken edebi ve düşünsel yolculuğunda ona eşlik edenleri, yoldaşlıklarını, dostluklarını ve aşklarını şiirleriyle birlikte konuşuyoruz.
Gece'de Paranoid Yakınlıklar - Bölüm 2
Konuğumuz Selen Erdoğan ile Bilge Karasu'nun Gece romanından Toni Morrison'un Sula'sına onarıcı okumanın imkanlarını ele almaya devam ediyoruz. Virginia Woolf'un Dalgalar'ına bakarak başka bir kolektivite formu olarak arkadaşlığı konuşuyor, The Banshees of Inisherin filminde erkeklik krizine yenilen bir dostluğu, nihayet yeniden Klara ve Güneş ile arkadaşlığın etiğini tartışıyoruz.
Gece'de Paranoid Yakınlıklar - Bölüm 1
Konuğumuz Ashoka Üniversitesi İngilizce bölümünde misafir öğretim üyesi Selen Erdoğan ile Bilge Karasu'nun Gece romanını konuşuyoruz.
Çocukluk arkadaşlığından homoerotik yakınlıklara ve diktatoryal karşılaşmalara evrilen, bastırılan arzuyu şiddete dönüştüren, iktidarın sürekli el değiştirdiği bir ilişki biçimini Gece'nin karakterleri üzerinden ele alırken, romanın paranoid yakın okumanın ötesinde onarıcı bir okuma ihtimalini de barındırabileceğini tartışıyoruz.
Huzursuz Ruhlar
Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunlar'ından Barış Bıçakçı'nın Bizim Büyük Çaresizliğimiz'e uzanan yoldaşlık hattını bir geriye dönüşle Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur karakterlerine bağlıyor; tutunamayan erkeklerin önceki örneklerini Huzur'un Mümtaz ve Suat'i üzerinden tartışıyor; dostluktan düşmanlığa, yıkıcı yakınlığa dönüşü, bireyi parçalayan modern krizi konuşuyoruz.
"Ben ve Olric sizleri sarsmaya geldik!"
Oğuz Atay’ın 1972’de yayımlanan romanı Tutunamayanlar’da Turgut ve Selim karakterlerinin dostluğunu ele alıyoruz. Selim’in intiharının ardından, onun geride bıraktığı metinleri okuyarak bir “tutunamayan”a dönüşen Turgut’un Selim’le kurduğu metinsel ilişkiyi; arkadaşlıktan usta-çıraklığa, aşıklıktan yoldaşlığa uzanan homososyallik bağlamında tartışıyoruz.
Korsan Çıkmazındaki Kadınlar
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Olcay Akyıldız ile kadınlar arası yoldaşlık ve homososyal bağları Nezihe Meriç'in Korsan Çıkmazı romanı ve Nezihe Meriç-Gönül Hürkuş mektuplaşmaları etrafında ele alıyor; kadın dostluğunun, yakınlığının izlerini sürüyoruz.
Osmanlı Kadın Yazınında Homososyal Bağlar
Konuğumuz Kadir Has Üniversitesi öğretim görevlisi Bilge Ulusman ile homososyallik kavramı etrafında geç Osmanlı erken Cumhuriyet dönemi kadın yazarları arasındaki dayanışma ve mektuplaşmaları konuşuyoruz. Dönemin kadın dergilerinde unutulmuş bu isimlerin metinlerinde kadınlar arasındaki homososyal bağları, minör yakınlıkları ele alıyoruz.
Hacı Bektaş'ın Yoldaşlığı
Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi, şair Zeynep Oktay ile Hızır'ı bu kez Hacı Bektaş-ı Veli ile yoldaşlığını, aralarındaki eşit ilişkiyi konuşuyor; Hacı Bektaş'ın Hızır'ın yanı sıra halkla ve doğayla yoldaşlığını, onun yol göstericiliğinin anlamını, eril iktidarı reddeden gezgin dervişlik pratiği içinde tartışıyoruz.
Yetiş Ya Hızır!
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi, şair Zeynep Oktay ile Gılgamış’tan kutsal kitaplara, İskendernamelere uzanan bir yoldaşlık motifini, Hızır anlatılarını konuşuyoruz.
Dini tasavvufi metinlerde, halk inanışlarında hem bir kurtarıcı ve yol gösterici hem de ayağını bastığı yeri yeşillendiren, doğayı canlandıran bolluk ve bereket temsili bir figür olarak Hızır’ı, Hızır - İlyas buluşmasını tartışıyoruz.
Apaçık Radyo 30 Yaşında Özel Yayın
Apaçık Radyo’nun Açık Radyo olarak hayatımıza girmesinin üzerinden 30 yıl geçti. Biz de Eksik Mecaz olarak radyomuzun daha nice on yıllar yayın hayatına devam etmesini diliyor, kutlamalara özel bir yayınla katkıda bulunuyoruz.
Radyonun edebiyata katkılarını ve son 30 yılın edebiyatını tartışacağımız bu programda yeni akımlardan, arayışlardan, türlerin ve yazma biçimlerinin dönüşümünden söz edeceğiz. Nice yaşlara Apaçık Radyo!
Değirmenlere Karşı
Roman türünün kurucu metni Miguel de Cervantes'in 1605-1616 tarihli çok katmanlı romanı Don Quixote'deki yoldaşlık ilişkisine odaklanıyoruz. Don Kişot ve Sanço Panza'nın, şövalye ile silahtarının hikayesini, hayal ve gerçek arasında salınan bir dünyadaki yolculuklarını konuşuyoruz.
Gılgamış ile Enkidu
Arkadaşlık yoldaşlık teması etrafında yeni bir yolculuğa çıkıyoruz; en eski dostluk yoldaşlık anlatısı olarak Gılgamış ile Enkidu’nun hikayesini konuşuyoruz.
Birbirine ayna tutan iki kahramanın, biri uygarlığın içinde doğmuş, diğeri yabanıl doğadan kopup gelmiş iki figürün karşılaşmasını, aralarındaki dostluğun dönüştürücü gücünü ve Enkidu’nun ölümüyle Gılgamış’ın insan olma serüvenini ölüm korkusu ve ölümsüzlük arayışı ile birlikte ele alıyoruz.
"İçinizde Başkalarına Yer Açın"
Murat Gülsoy'un Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet romanını konuşmaya devam ediyor; romanın ana teması olarak ölmüş kişilerin zihnini kendi içine almanın ne demek olduğunu, kendi içinde başkasına yer açmak, başkasının deneyimini hissedebilmekle, başkasının etkisine girmekten başkası tarafından ele geçirilmeye doğru giden salınımı tartışıyoruz. Metazori bir içine alma biçimi olarak musallat olunmayı, ele geçirilmeyi odağa alan korku türüne selam vermeyi de ihmal etmiyoruz.
Yalnızlar İçin
Kazuo Ishiguro'nun Klara ve Güneş romanında insanın ve insandışının biricik olmaktan yapayalnız olmaya uzanan serüvenini tartışırken, ilişkiler ağından yoksun insanın yalnızlığını Her filmi ve Murat Gülsoy'un Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet romanından örneklerle ele alıyoruz.
Klara ile Güneş
Geçen programda kaldığımız yerden Ishiguro'nun Klara ile Güneş romanını konuşmaya devam ediyor; insanda biricik olan nedir, bir kalbi var mıdır, bir robot tamamen bir insan olabilir mi gibi soruları soran romanın düşündürdüğü etik açmazları tartışıyoruz.